17 Haziran 2009

Bir Hayalet

Bitaneme

Bir tek seni sevdiğim doğruydu...
Ve bu doğru yüzünden hayatım yalana battı...
Sen beni dışladığından beri beni sevenlere bir hayalet hediye ettin...
Tepeden tırnağa aşka, tepeden tırnağa özleme batmış bir hayalet...
Kimisi senin beni beklettiğin kapıda beni bekledi.
Seni beklemekten yorulur, onunla birlikte çekip giderim diye buralardan...
Ve ben en çok onların sevgisine inandım.
En çok onlara derinden üzüldüm.
Ve hep merak ettim, karşılıksız ve onca yıl bir hayaleti nasıl böylesine sevebildiler diye...
Dünyanın iyi bir yer olduğuna ve yaşamak için çok sebep bulunduğuna, bu insanların bir hayalete duydukları o akıl almaz, o sonsuz sevgileri yüzünden bir kez daha inandım...
Seni unutmak için başladığı her aşkı yine seninle aladatan bir hayalete...
Seninle kendini, bütün düşlerini, çocukluğunu, yaşadığı bütün acıları aldatan bir hayalete...
Bir tek sana duyduğu sevgisi doğru olan, bu yüzden bütün hayatı bir yalan olan hayalete...

Cezmi Ersöz

15 Haziran 2009

Son Bir Ayın Özeti

Çalışmak elinizden çok şey alabilir, birçok şey verebilir bunu en iyi zaman gösterir.

Benim son bir ayda anladığım en acı şey ise çalışmak kötü bir şey, çalışırken zihin çalışıyor her şeye farklı bakmaya başlıyor, sonra acaba diyorsun. Bu "Acaba" inandıklarını bile sorgulatıyor.

Hayatımda son kez çalıştım, şimdi tekrar koyun olma vakti.

Huzur

Vakit geçmek bilmiyor artık, ne günlerim geceye ne de gecelerim gündüze kavuşabiliyor. Çaresiz bir bekleyiş içerisindeyim. Herkesi bekleyen son beni biraz erken karşılayacak biliyorum. Kalbim başkalarının kalbi gibi uzun süre tutunamayacak bu hayata. Belki kalbim değil zihnim kaybedecek bu savaşı ilk. Acı, gözyaşı ve çaresizlik kaç kalp kaç zihin vardır ki bunlara rağmen uzun bir yaşam için savaş versin, hayata sımsıkı tutunsun. Hele vücudum çoktan pes etmişken; bacaklarım aslında hiç ağır olmayan vücudumu bile taşıyamıyorken; ne zaman, ne zaman? Ne zaman bitecek bu çaresizlik, ve ne zaman kavuşacağım insanlara vaad edilmiş sonsuz huzura?

Anlam

Önümde kitaplar, boş gözlerle bakıyorum. Ne ben onların dediklerinden, ne de onlar benim dediklerimden bir şeyler anlıyor. İzliyoruz birbirimizi, nereye gider bu konular, nereye gider bu adam.

Sadece bir ses, bir gülenyüz, bir gel bekliyorum, bir çileye son noktamı koymak için. İşte bu yüzden bakıyorum kitaplara belki çileme deva olurlar diye beyhude bir umutla.

Her gün bana bir şeyler anlatan kitaplar, bugün anlamsızlar dillerini çözemiyorum bir türlü, bildiğim harfler, bildiğim şekiller, bildiğim cümle düzenleri, ama anlayamadığım bir lisan. Ben mi onların dilini konuşmuyorum artık yoksa onlar mı benimkini?

Yoksa anlamsızlaştı mı herşey bende dahil, kimse için birşey ifade etmiyor mu kelimeler? Yoksa sadece ben mi? Sadece ben mi çaresizim? Peki ya sen? Sen bana bu kadar anlamlıyken benim sende bir anlamım kaldı mı?